Ezoterizm

23 Mart 2010

Ezoterizm bir konudaki derin bilgilerin ve sırların ehil olmayanlardan gizlenerek, bir üstad tarafından sadece ehil olanlara inisiyasyon yoluyla öğretilmesidir. Ezoterizm bir din veya bir inanç sistemi değildir. Çoğunlukla ezoterik yani ezoterizm ile ilgili veya ezoterizme dair şeklinde kullanılır.

Grekçe “iç, içsel” anlamındaki “esoterikos” sözcüğünden ya da “görüyorum, içsel olan, gizli olan” anlamlarına gelen “eisotheo” sözcüğünden türetilmiÅŸtir. Karşıt anlamlısı “egzoterizm”dir. Yazının kalanını okuyun »

Nevruz Bayramı

23 Mart 2010

Nevruz Bayramı Farslar, Kürtler, Zazalar, Azeriler, Anadolu Türkleri, Afganlar, Arnavutlar, Gürcüler, Türkmenler, Tacikler, Özbekler, Kırgızlar, Karakalpaklar, Kazaklar ile beraber neredeyse tüm kuzey yarımküre tarafından kutlanan geleneksel yeni yıl ya da doÄŸanın uyanışı ve bahar bayramı. Yazının kalanını okuyun »

HattuÅŸaÅŸ

23 Mart 2010

BoÄŸazköy (HattuÅŸaÅŸ) Çorum’un Sungurlu ilçesinin 22km güney doÄŸusundaki BoÄŸzkale ilçesinin (BoÄŸazköy) 4km doÄŸusundadır. Åžehir kuzeyden güneye doÄŸru 300m yükselir. Kuzeyde kalan kısıma “AÅŸağı Åžehir” güneyde kalan kısıma “Yukarı Åžehir” denir.

BoÄŸazköy kalıntıları ilk olarak Fransız gezgin ve arkeolog Charles Texier tarafından keÅŸfedilmiÅŸtir. 1893-1894 yılında baÅŸlayan kazılardan sonra 1906′da Alman Hugo Winckler ile İst.Ark Müzesi’nden Thedor Makridi çivi yazısı ile yazılmış büyük bir Hitit arÅŸivi bulmuÅŸlardır. Yazının kalanını okuyun »

Astronomi Tarihi

23 Mart 2010

Eski çaÄŸların en büyük astronomları, İÖ 7. yüzyıldan sonra Babil ve Mısır astronomisinin bütün mirasına konan Eski Yunanlılar arasından yetiÅŸti. Bu bilginler ” duraÄŸan ” yıldızların (birbirlerine göre konumları deÄŸiÅŸmeyen yıldızların) doÄŸuÅŸ ve batışlarını saptadıkları gibi, gökyüzünde ” gezen ” , yani duraÄŸan yıldızlara göre sürekli yer deÄŸiÅŸtiren beÅŸ tane de parlak gökcismi gözlemlediler. Eskiden Yunanca’dan türetilmiÅŸ planet sözcüğüyle anılan bu gezegenler aslında kendi ışığı olmayan, ama GüneÅŸ ışınlarını yansıttıkları için parlak görünen gökcisimleridir. Dünya’mız da Yunanlılar GüneÅŸ Sistemi’ndeki dokuz gezegenden yalnızca beÅŸini biliyorlardı: Merkür, Venüs, Mars (Merih) , Jüpiter ve Satürn. Yazının kalanını okuyun »

Helenistik Dönem

23 Mart 2010

İskender’in Hellespontus’u (Çanakkale BoÄŸazı) geçtiÄŸi M.Ö. 334 yılı, Hellen uygarlığı ve bütün dünya için büyük önem taşıyan yeni bir dönemin baÅŸlangıcı olmuÅŸtur. Roma İmparatoru Augustus (M.Ö. 27) ile son bulan bu tarihi dönemde Hellen uygarlığı Asya ve Afrika’ya deÄŸin yayılmış, DoÄŸu ve Batı arasında bir kültür etkileÅŸimi yaratılmıştır. DoÄŸu ruhunun Hellen uygarlığı ile kaynaÅŸmasından, dış görünümü ile Hellenli, ancak özüyle DoÄŸulu bir dünya görüşü ortaya çıkmıştır. İskender’e Mısır’da Tanrı Amon’un oÄŸlu olarak tapılmıştır. Yazının kalanını okuyun »

Antikythera Cihazı

18 Mart 2010
1900 yılında Ege Denizi’nde bulunan gizemli bir mekanik cihaz. Bir Roma batığında bulunan ve karaya çıkartılan eÅŸyalar arasında hasar görmüş bir halde bulundu. İçinde irili ufaklı çarklar olan bu karmaşık mekanizma zamanın etkisiyle çok yıpranmıştı ve ne iÅŸe yaradığını çözmek, üzerindeki antik Yunanca yazıları okumak mümkün olmamıştı.

Milattan önce 87 yılından kalma cihaz, zamanında sahip olduÄŸuna inanılan teknolojinin çok ötesinde ve bu cihazı kimin yaptığı bilinmiyor. Gizemleri ancak geliÅŸmiÅŸ X ışınları, farklı ışık türleri ve ÅŸekilleri ile taranarak yakın zamanda çözüldü. Yazının kalanını okuyun »

Türkleştirme

18 Mart 2010

TürkleÅŸtirme gönüllü olarak, Türk olmayan bazı kimselerin ya da toplulukların kültürel deÄŸiÅŸim süreci için kullanılmış bir terimdir. Farklı etnik kökenlerden Anadolu, Balkanlar, Kafkasya ve Orta DoÄŸu ile baÄŸlantılı halklarda kullanılabilir. ÖrneÄŸin : Arnavutlar, Araplar, Ermeni Müslümanlar, Asuriler, Rum (Yunan) Müslümanlar, Yahudiler, Roma ve çeÅŸitli Slavik halklar (BoÅŸnaklar ve Pomaklar gibi), İrani halklar (Kürtler ve Zazalar gibi), Lazlar ve yine Türk olanlar (Azeriler gibi) ile birlikte Osmanlı İmparatorluÄŸunun tüm bölgelerinden etnisitelerdir. Terimin bir diÄŸer anlamı, Anadolu’nun yerli halklarının erken entegrasyon sürecini kapsar. Onlar dini dönüşüm ve kültürel ve dilsel dönüşümden geçerek, daha önemlisi, Selçuklular zamanındaki genetik katkı ve güçlü nosyonla oluÅŸtular.

Yazının kalanını okuyun »

Foton Kuşağı ve 2012

18 Mart 2010
Yüksek enerjili fotonlardan oluÅŸan büyük bir kuÅŸak. 2012 yılında güneÅŸ sistemimiz tüm gezegenleri ile birlikte bu kuÅŸaÄŸa girdiÄŸinde dünyamızın ozon deliÄŸi onarılacak ve tüm yaÅŸam 3. boyuttan 5. boyuta geçecek. İnsanların 2 sarmallı DNA’ları ikiÅŸerli olarak biraraya gelip 12 sarmallı bir DNA’ya sahip olacaklar. Bu olay sırasında tüm insanların chakra’ları açılacak ve duyuları ve algılamaları artacak. Herkes birbirinin düşüncesini okuyabilecek. Bu ilk önce kısa süren bir kaosa neden olacak fakat daha sonra herkes bir düşünce birliÄŸi halinde bir araya gelerek, önyargının, yalanın ve kötü düşüncelerin olmadığı bir ortama geçilecek. İnsanlar birbirinin auralarını görebilecekler. Yazının kalanını okuyun »

Göç Kavramı

29 Ocak 2010
Göç, dini, iktisadi, siyasi, sosyal ve diğer sebeplerden dolayı insan topluluklarının bir yerden bir başka yere gitmesi. Kişisel nedenlerle yer değiştirmeye ve bu esnada nakledilen eşyaların hepsine de göç denmektedir. Ayrıca kuşların, balıkların ve bazı hayvan türlerinin, belli mevsimlerde dünyanın çeşitli yerlerine gitmeleri de göç adıyla anılır.
Bir çok gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi göç bir ülkenin başlıca sorunları arasında yer almaktadır. Bunun temeli ise köy yaşamında makineleşmeye geçilmesi ve sanayileşmenin ülkede daha fazla değer kazanmasıdır. Ayrıca eğitim şartlarının yetersizliği de insanları şehre sürüklemiştir. Sağlık koşullarının köylerde yeterli düzeyde olmaması da göçün başlıca etkenleri arasında yer almaktadır.
Tarih nazariyesine göre, M.Ö. 3000-4000 yıllarında Orta Asya’da yaÅŸayan kavimlerin ÅŸiddetli ve uzun süren kuraklık sebebiyle doÄŸuya, kuzeye, batıya ve güneye gitmelerine; Kavimler Göçü denmektedir. Bu göçün siyasi, sosyal ve kültürel neticeleri üzerinde uzun bir süredir durulmaktadır. Aynı bölgede M.S. 6. yüzyıldan itibaren baÅŸlayan ve asıl ağırlığı batı istikametinde olan Türk göçleri, 17. yüzyıla kadar devam etmiÅŸ; İran, Anadolu ve Balkanlardan geçerek Avrupa ortalarına ulaÅŸmıştır.
Bazı Türk boyları bugünkü İran, Azerbaycan, Hindistan, Irak ve Anadolu’da göç ettiler.
Osmanlı Devletinin son zamanlarında, 1877-78 Osmanlı-Rus savaÅŸları esnasında, Tuna boylarından, Balkanlardan ve Kırım’dan Anadolu’ya yapılan toplu göç, 93 Muhaceratı olarak bilinir. 1950′li yıllarda, Balkan Türkleri, Balkan ülkelerinden (Romanya, Yugoslavya, Bulgaristan) ve Rusya’dan Türkiye’ye toplu göç ettiler.
Afganistan’ın Rusya tarafından iÅŸgali ile 2,5 milyon Afganlının baÅŸta Pakistan olmak üzere çeÅŸitli İslam ülkelerine göçü, Filistinlilerin İsrail tarafından, göçe mecbur bırakılması, Bulgaristan’da yaÅŸayan Türklerin (1989) vatanlarından çıkarılarak göçe zorlanmaları (1991) olayları da siyasi göçlerin örneklerindendir.
İşsizlik, daha iyi şartlarda yaşama gibi sebeplerle, ülkeler arasında ve bir ülkenin kendi içinde de çeşitli göçler olmaktadır. Bunlar, zamanla çözümü zorlaşan büyük problemler ortaya çıkarmakta ve ülkelerin siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel dengelerini bozmaktadır. Türkiye, köyden şehre büyük oranlara ulaşan göçler sebebiyle bu problemleri en çok yaşayan ve halletmeye çalışan ülkeler arasındadır.
Bir de kıtalararası göçler vardır. Bunun en tipik misali Amerika kıtasına yapılan göçtür. 16. yüzyıldan itibaren bu yeni kıtaya, önce Avrupa milletlerinden başlayan göçler, gittikçe azalmasına rağmen halen devam etmektedir. Önceleri serseri, başı bozuk, kanun kaçağı ve maceraperest Avrupalıların itibar ettikleri bir ülke olan Amerika kıtası, 19. yüzyılın ikinci yarısında, gene bu ülkelerden şiddetli göç dalgalarına sahne oldu. Kıtanın iskan ve imarı tamamlanıp ilmi, teknik ve ticari zenginlikler ortaya çıkınca, bütün milletler için en cazip ülkelerden biri oldu. Bu durum, dünyanın her yerinden ve her seviyede insanların buraya göç etmelerine sebep oldu.

Göç, dini, iktisadi, siyasi, sosyal ve diğer sebeplerden dolayı insan topluluklarının bir yerden bir başka yere gitmesi. Kişisel nedenlerle yer değiştirmeye ve bu esnada nakledilen eşyaların hepsine de göç denmektedir. Ayrıca kuşların, balıkların ve bazı hayvan türlerinin, belli mevsimlerde dünyanın çeşitli yerlerine gitmeleri de göç adıyla anılır.

Bir çok geliÅŸmekte olan ülkelerde olduÄŸu gibi göç bir ülkenin baÅŸlıca sorunları arasında yer almaktadır. Bunun temeli ise köy yaÅŸamında makineleÅŸmeye geçilmesi ve sanayileÅŸmenin ülkede daha fazla deÄŸer kazanmasıdır. Ayrıca eÄŸitim ÅŸartlarının yetersizliÄŸi de insanları ÅŸehre sürüklemiÅŸtir. SaÄŸlık koÅŸullarının köylerde yeterli düzeyde olmaması da göçün baÅŸlıca etkenleri arasında yer almaktadır. Yazının kalanını okuyun »

Eski ÇaÄŸ’da Bilim

25 Kasım 2009

A. Çin’de Bilim

Çin Uygarlığında bilimsel faaliyetin baÅŸlangıcı M.Ö. 2500′lere kadar götürülebilir. Zaman zaman sınırları Hindiçini de içine alan, zaman zaman ise sadece Sarı Irmak civarında ufak bir devlet ÅŸeklinde görülen Çin, ilk insan kalıntılarının (Sinantropus Pekinensis) bulunduÄŸu yerlerden biridir. Çin uygarlığı, genellikle, kapalı bir uygarlık olarak nitelendirilmiÅŸtir. Ancak Türklerle ve Hintlilerle yakın iliÅŸki içinde oldukları bilinmektedir. Bu etkileÅŸim sonucunda Türklerin kullandıkları On İki Hayvanlı Türk Takvimi’ni benimsemiÅŸlerdir. Hint uygarlığından ise, özellikle matematik konusunda etkilendikleri bilinmektedir. On ikinci yüzyıldan itibaren yapılan seyahatler sonucunda, matbaa ve barut gibi teknik buluÅŸlar, Avrupa’ya Çin’den götürülmüştür. Yazının kalanını okuyun »