Göç, dini, iktisadi, siyasi, sosyal ve diğer sebeplerden dolayı insan topluluklarının bir yerden bir başka yere gitmesi. Kişisel nedenlerle yer değiştirmeye ve bu esnada nakledilen eşyaların hepsine de göç denmektedir. Ayrıca kuşların, balıkların ve bazı hayvan türlerinin, belli mevsimlerde dünyanın çeşitli yerlerine gitmeleri de göç adıyla anılır.
Bir çok gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi göç bir ülkenin başlıca sorunları arasında yer almaktadır. Bunun temeli ise köy yaşamında makineleşmeye geçilmesi ve sanayileşmenin ülkede daha fazla değer kazanmasıdır. Ayrıca eğitim şartlarının yetersizliği de insanları şehre sürüklemiştir. Sağlık koşullarının köylerde yeterli düzeyde olmaması da göçün başlıca etkenleri arasında yer almaktadır.
Tarih nazariyesine göre, M.Ö. 3000-4000 yıllarında Orta Asya’da yaÅŸayan kavimlerin ÅŸiddetli ve uzun süren kuraklık sebebiyle doÄŸuya, kuzeye, batıya ve güneye gitmelerine; Kavimler Göçü denmektedir. Bu göçün siyasi, sosyal ve kültürel neticeleri üzerinde uzun bir süredir durulmaktadır. Aynı bölgede M.S. 6. yüzyıldan itibaren baÅŸlayan ve asıl ağırlığı batı istikametinde olan Türk göçleri, 17. yüzyıla kadar devam etmiÅŸ; İran, Anadolu ve Balkanlardan geçerek Avrupa ortalarına ulaÅŸmıştır.
Bazı Türk boyları bugünkü İran, Azerbaycan, Hindistan, Irak ve Anadolu’da göç ettiler.
Osmanlı Devletinin son zamanlarında, 1877-78 Osmanlı-Rus savaÅŸları esnasında, Tuna boylarından, Balkanlardan ve Kırım’dan Anadolu’ya yapılan toplu göç, 93 Muhaceratı olarak bilinir. 1950′li yıllarda, Balkan Türkleri, Balkan ülkelerinden (Romanya, Yugoslavya, Bulgaristan) ve Rusya’dan Türkiye’ye toplu göç ettiler.
Afganistan’ın Rusya tarafından iÅŸgali ile 2,5 milyon Afganlının baÅŸta Pakistan olmak üzere çeÅŸitli İslam ülkelerine göçü, Filistinlilerin İsrail tarafından, göçe mecbur bırakılması, Bulgaristan’da yaÅŸayan Türklerin (1989) vatanlarından çıkarılarak göçe zorlanmaları (1991) olayları da siyasi göçlerin örneklerindendir.
İşsizlik, daha iyi şartlarda yaşama gibi sebeplerle, ülkeler arasında ve bir ülkenin kendi içinde de çeşitli göçler olmaktadır. Bunlar, zamanla çözümü zorlaşan büyük problemler ortaya çıkarmakta ve ülkelerin siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel dengelerini bozmaktadır. Türkiye, köyden şehre büyük oranlara ulaşan göçler sebebiyle bu problemleri en çok yaşayan ve halletmeye çalışan ülkeler arasındadır.
Bir de kıtalararası göçler vardır. Bunun en tipik misali Amerika kıtasına yapılan göçtür. 16. yüzyıldan itibaren bu yeni kıtaya, önce Avrupa milletlerinden başlayan göçler, gittikçe azalmasına rağmen halen devam etmektedir. Önceleri serseri, başı bozuk, kanun kaçağı ve maceraperest Avrupalıların itibar ettikleri bir ülke olan Amerika kıtası, 19. yüzyılın ikinci yarısında, gene bu ülkelerden şiddetli göç dalgalarına sahne oldu. Kıtanın iskan ve imarı tamamlanıp ilmi, teknik ve ticari zenginlikler ortaya çıkınca, bütün milletler için en cazip ülkelerden biri oldu. Bu durum, dünyanın her yerinden ve her seviyede insanların buraya göç etmelerine sebep oldu.
Göç, dini, iktisadi, siyasi, sosyal ve diğer sebeplerden dolayı insan topluluklarının bir yerden bir başka yere gitmesi. Kişisel nedenlerle yer değiştirmeye ve bu esnada nakledilen eşyaların hepsine de göç denmektedir. Ayrıca kuşların, balıkların ve bazı hayvan türlerinin, belli mevsimlerde dünyanın çeşitli yerlerine gitmeleri de göç adıyla anılır.
Bir çok geliÅŸmekte olan ülkelerde olduÄŸu gibi göç bir ülkenin baÅŸlıca sorunları arasında yer almaktadır. Bunun temeli ise köy yaÅŸamında makineleÅŸmeye geçilmesi ve sanayileÅŸmenin ülkede daha fazla deÄŸer kazanmasıdır. Ayrıca eÄŸitim ÅŸartlarının yetersizliÄŸi de insanları ÅŸehre sürüklemiÅŸtir. SaÄŸlık koÅŸullarının köylerde yeterli düzeyde olmaması da göçün baÅŸlıca etkenleri arasında yer almaktadır. Yazının kalanını okuyun »